Nasıl olunur? Diğer anneler nasıl yapıyorlar bilemiyorum…
Ama ben yapamıyorum… 27 yaşında evlenmiş, 28 yaşında çocuğunu kucağına alan ben, oğlumun doğumundan itibaren eski ben olamadım hiç… Nerede o eski ben… Her daim temiz, bakımlı, makyajlı ve topuklu…
Son zamanlarda eski fotoğraflarıma baktığımda fark ettim ki ben artık kendime bakamıyorum… Eve bakıyorum, çocuğuma bakıyorum, eşime bakıyorum, peki ya kendime?
Düşünün ki, bir anne sabah 8:30 da işe gitmek için evden çıkıp, akşam 18:30 da eve geliyor. Eşi sabah 7:00 de çıkıp akşam 22:00 de eve geliyor (Cumartesi dahil). Çocuk sabah 7:30-8:00 civarı kalkıp babası gelmeden uyumuyor… Çocuğa evde bakıcı bakıyor, ve sadece çocukla ilgileniyor…
Anne için hafta içi günlük rutin şu şekilde: Sabah 6:30 da kalk eşine kahvaltıyı hazırla, eşini yolcu et, çocuğun kalkana kadar hazırlan, evi toparla, çocuğa kahvaltısını hazırla, çocuk kalkınca onu yedir, topla… Bakıcı gelince evden işe git. Akşam eve gelince çocuk seni özlediğinden yakana yapışsın, daha üstünü çıkaramadan onunla oyun oyna, arada bir fırsatını bulup üstünü başını değiştir. Yemek hazırla yemek yedir, yemekten sonra yine oyun oyna, hopppp uyku saatin geldi dediğin çocuğun uyumayacağım (ki bizimki uyumaycammmm diyor:) bir de ona sinirlerin bozulup gülmeye başla) krizleri ile baş et…Sonuçta yenik düş illa babam gelsin birlikte uyuyalım taleplerine…Baba gelsin, uykuya dalmak üzere olan çocuğu cin etsin…Babaya kıyama, o biraz çocukla hasret giderirken sen git ona yemek hazırla. Baba gitsin yemek yesin, sen çocuğu yine uyku moduna sok, ama baba gelmeden uyumasın….
Sonuç: Anne ve baba çocukla uyuyakalsın…. Sabah yine aynı rutin…. Şimdi ben hangi ara kendime bakıcam? Hangi saat diliminde kendime vakit ayırabilicem? Ne zaman kocamla baş başa vakit geçirebileceğim…. En bomba soru da biz aile olarak ayda kaç dakika birlikte zaman geçirebiliyoruz????
Buyurun size bir nevi havuz problemi….!
3 arkadaş düşünün. İkisi ilkokuldan, ikisi liseden, ikisi üniversiteden... Karışık bir denklem değil mi? Yıllar sonra ise ortaya çıkan sentez de 3 candan arkadaş var. 3 ü de kimya mühendisi, 3 ü de anne 3 ü de çılgın :) Onun dışında herbiri ayrı telde. Gezentisi, alışveriş delisi, kitap kurdu, fanatiği, kendini Montessori zannedeni ne ararsan var!
21 Ekim 2014 Salı
Bakımlı Çalışan Anne Nasıl Olunur ki?
Etiketler:
anne,
anne-çocuk,
baba,
bakımlı anne,
blog,
blogcu anne,
blogger,
bloggermom,
chemicalmoms,
çalışan anne,
çalışan anne nasıl bakımlı olur,
çocuk,
employed moms,
kid,
kids,
moms,
mum
Doğumgünü organizasyonları!
Özel günler çoğu kişi için büyük bir önem teşkil eder. Hatırlanmak, aranmak, en azından bir mesaj almak isteriz sevdiklerimiz tarafından. Hal böyle olunca çocuklarımızın doğumgünleri de bizim için ayrı bir önem teşkil ediyor. Özellikle 1. yaş günü için belki aylar öncesinden planlar yapmaya, konsept düşünmeye, hazırlıklar yapmaya başlıyoruz.
Kızımın 1. yaşgünü için konsept düşünür ve araştırırken tüm planlarımı gördüğüm bir pastadan yola çıkarak gerçekleştirdim. Çok şatafat ve abartılı şeyleri sevmediğim için gördüğüm o sade pasta ve üzerindeki minik peri yola çıkış noktam oldu. Neden mi peri fikri o kadar hoşuma gitmişti?
Sene 2012'nin şubat ayları :) Süpriz bir şekilde hamile olduğumu öğrendik ve hepimize büyük bir sürpriz oldu. Daha sonraları bebeğimizin kız olacağını öğrendiğimizde isim araştırmalarına koyulduk ve "Mira" ismi gerek anlamlarından dolayı gerekse "Miracle" kelimesinde geçmesinden dolayı çok içimize sindi. Çünkü o bizim minik mucizemizdi. Dolayısıyla peri ve sihirli değneği de bizim mucizelerimizi gerçekleştirmişti. Beni yakından tanıyan kişiler çok iyi bilirler ki bir işi yapmış olmak için yapmam. İlla en ince ayrıntısına kadar düşünür, tartar, biçer içime sinecek hale getirip o şekilde tamamlarım ya da hiç yapmam. Ortası yok benim için. O yüzden konseptin de içime sinmesi ve bir anlamı olması çok önemliydi benim için.
Konsept ve pasta belirlendikten sonra sıra geldi diğer yapılacak işlere. Doğumgünlerinin artık olmazsa olmazları şeker masaları. Bir nevi organizasyonların anafikri de diyebiliriz. Şeker masasına bakarak doğumgünü hakkında çoğu detayı yakalayabiliriz. O yüzden bence en çok önem verilmesi gereken detay.
Peki şeker masasını albenili yapan detaylar nelerdir? Öncelikle, fotoğraflarların bu masanın arkasında çekileceğini düşünürsek masanın arka fonuna çok önem vermeliyiz. Arkadan görünen alakasız şeyler masadaki güzelliklere gölge düşürebilir. Arka fona çocuğunuzun resminin olduğu bir pano, balon demetleri, yelpazeler koyabilir ya da perde şeklinde tülden bir kapama yapabiliriz. Böylece tülün üzerini de gene istediğimiz şekilde süsleyebiliriz.
Şeker masasının bence en göze çarpan ve en önemli görseli pasta. O yüzden pasta modelinin iyi seçilmiş ve usta ellerden çıkmış olması gerekiyor. Güzel bir fon ve güzel bir pastanız varsa gerisi kolay. Yanına diğer alternatiflerden istediğinizi seçip koyabilirsiniz. Cupcake, cakepop, bar çikolata, lolipop, kurabiye, badem şekeri, renkli şekerler... vb gibi. Ek olarak 3 adet alternatif yeterli olacaktır.
Bizim şeker masamızdaki pasta dışındaki tatlıların hepsi bizim üretimimizdi :) Yani güzel bir doğumgünü yapmak için illa çok paralar harcamanız gerekmiyor. İnternetten biraz araştırma yaparak, herşeyinizi kendinizin yapması mümkün. Şeker hamuruyla figürler yapmak her babayiğidin harcı değil belki ama kadınların %99 nun kek yapabileceğini varsayarak, kendi cupcakelerimizi yapabiliriz diye düşünüyorum. Kekleri kağıtlara koyup pişirdikten sonra, üzerlerine hazır pasta kremalarından yapıp gıda boyalarıyla renklendirip süslemek kalıyor. Hazır pasta kreması secerken ben toz halinde olan, dolgu kremasını tercih ediyorum pastacılarda satılan. Diğer kremşanti gibi olanı sevmiyorum. Siz hangisini seviyorsanız onu tercih edebilirsiniz.
Kurabiye yapmayı da biliyorsanız üzerini şeker hamuru ile kaplayıp zevkinize göre süslemek gene yapılamayacak işler değil.
Bence cakepop yapımı daha meşakkatli. Onların yapımıyla ilgili farklı birkaç tarif okumuştum. İçlerinden en çok normal keki parçalayıp, parçalardan tekrar minik toplar yapılan tarif hoşuma gitmişti. Minik topları oluşturduktan sonra çubuklara saplayıp üzerlerini erimiş çikolatayla ve şekerlemelerle kaplayabilirsiniz.
Alın size şeker masasının olmazsa olmazları. Bunları yazdığıma bakmayın araştırmayı yapıp, imalat işlerini eşe dosta yaptıran biriyim aslında :D Baş imalat uzmanım annem ve equiryleri tabiki. Sizde herşeyi kendim yapacağım diye uğraşmayın derim. Zaten detaylı bir doğumgününü organize etmek bile başlı başına bir iş.
Şeker ürünlerinin dışında anı kartları, misafirlere hediyeler, hediye poşetleri, etiket dizaynı yapılmış su şişeleri, yemek kartları, limonata şişeleri, yemek çubukları, uçan balonlar gibi diğer alternatiflerle yapılacak organizasyona ve masaya hareket katılabilir.
Tüm bu ürünlerin konseptle, seçilen renklerle uyumlu olmasına ve dizaynlarını gölgede bırakmayacak şık standlarda sunulmasına dikkat edilmelidir.
Benim de temelde dikkat ettiğim noktalar bunlardı. 2. yaşgünü temasını ise kızımın zevkine gore yapmak istedim. Şu sıra en büyük aşkı olan Kinder sürpriz yumurta fikrini bulmak çok uzun zamanımı almadı. Bu fikir çok içime sindi çünkü daha önceden kimsede görmediğim bir konseptti. Google'da, Pinterest'te görselleri arattığım zaman da organizasyon örneği bulamadım. Sadece pasta örnekleri arasından en beğendiğimi seçtim. Ondan sonrası bulduğumuz malzemelere ve hayal gücümüze kaldı. 2. doğumgününde neler yaptığımızı da daha sonraki bir yazıda paylaşacağım.
Resimlerle Mira'nın 1. yaşgünü detayları:
Kızımın 1. yaşgünü için konsept düşünür ve araştırırken tüm planlarımı gördüğüm bir pastadan yola çıkarak gerçekleştirdim. Çok şatafat ve abartılı şeyleri sevmediğim için gördüğüm o sade pasta ve üzerindeki minik peri yola çıkış noktam oldu. Neden mi peri fikri o kadar hoşuma gitmişti?
Sene 2012'nin şubat ayları :) Süpriz bir şekilde hamile olduğumu öğrendik ve hepimize büyük bir sürpriz oldu. Daha sonraları bebeğimizin kız olacağını öğrendiğimizde isim araştırmalarına koyulduk ve "Mira" ismi gerek anlamlarından dolayı gerekse "Miracle" kelimesinde geçmesinden dolayı çok içimize sindi. Çünkü o bizim minik mucizemizdi. Dolayısıyla peri ve sihirli değneği de bizim mucizelerimizi gerçekleştirmişti. Beni yakından tanıyan kişiler çok iyi bilirler ki bir işi yapmış olmak için yapmam. İlla en ince ayrıntısına kadar düşünür, tartar, biçer içime sinecek hale getirip o şekilde tamamlarım ya da hiç yapmam. Ortası yok benim için. O yüzden konseptin de içime sinmesi ve bir anlamı olması çok önemliydi benim için.
Peki şeker masasını albenili yapan detaylar nelerdir? Öncelikle, fotoğraflarların bu masanın arkasında çekileceğini düşünürsek masanın arka fonuna çok önem vermeliyiz. Arkadan görünen alakasız şeyler masadaki güzelliklere gölge düşürebilir. Arka fona çocuğunuzun resminin olduğu bir pano, balon demetleri, yelpazeler koyabilir ya da perde şeklinde tülden bir kapama yapabiliriz. Böylece tülün üzerini de gene istediğimiz şekilde süsleyebiliriz.
Bizim şeker masamızdaki pasta dışındaki tatlıların hepsi bizim üretimimizdi :) Yani güzel bir doğumgünü yapmak için illa çok paralar harcamanız gerekmiyor. İnternetten biraz araştırma yaparak, herşeyinizi kendinizin yapması mümkün. Şeker hamuruyla figürler yapmak her babayiğidin harcı değil belki ama kadınların %99 nun kek yapabileceğini varsayarak, kendi cupcakelerimizi yapabiliriz diye düşünüyorum. Kekleri kağıtlara koyup pişirdikten sonra, üzerlerine hazır pasta kremalarından yapıp gıda boyalarıyla renklendirip süslemek kalıyor. Hazır pasta kreması secerken ben toz halinde olan, dolgu kremasını tercih ediyorum pastacılarda satılan. Diğer kremşanti gibi olanı sevmiyorum. Siz hangisini seviyorsanız onu tercih edebilirsiniz.
Bence cakepop yapımı daha meşakkatli. Onların yapımıyla ilgili farklı birkaç tarif okumuştum. İçlerinden en çok normal keki parçalayıp, parçalardan tekrar minik toplar yapılan tarif hoşuma gitmişti. Minik topları oluşturduktan sonra çubuklara saplayıp üzerlerini erimiş çikolatayla ve şekerlemelerle kaplayabilirsiniz.
Alın size şeker masasının olmazsa olmazları. Bunları yazdığıma bakmayın araştırmayı yapıp, imalat işlerini eşe dosta yaptıran biriyim aslında :D Baş imalat uzmanım annem ve equiryleri tabiki. Sizde herşeyi kendim yapacağım diye uğraşmayın derim. Zaten detaylı bir doğumgününü organize etmek bile başlı başına bir iş.
Şeker ürünlerinin dışında anı kartları, misafirlere hediyeler, hediye poşetleri, etiket dizaynı yapılmış su şişeleri, yemek kartları, limonata şişeleri, yemek çubukları, uçan balonlar gibi diğer alternatiflerle yapılacak organizasyona ve masaya hareket katılabilir.
Tüm bu ürünlerin konseptle, seçilen renklerle uyumlu olmasına ve dizaynlarını gölgede bırakmayacak şık standlarda sunulmasına dikkat edilmelidir.
Benim de temelde dikkat ettiğim noktalar bunlardı. 2. yaşgünü temasını ise kızımın zevkine gore yapmak istedim. Şu sıra en büyük aşkı olan Kinder sürpriz yumurta fikrini bulmak çok uzun zamanımı almadı. Bu fikir çok içime sindi çünkü daha önceden kimsede görmediğim bir konseptti. Google'da, Pinterest'te görselleri arattığım zaman da organizasyon örneği bulamadım. Sadece pasta örnekleri arasından en beğendiğimi seçtim. Ondan sonrası bulduğumuz malzemelere ve hayal gücümüze kaldı. 2. doğumgününde neler yaptığımızı da daha sonraki bir yazıda paylaşacağım.
Resimlerle Mira'nın 1. yaşgünü detayları:
Etiketler:
birthday,
birthday organization,
birthday party,
doğumgünü,
doğumgünü organizasyon,
fairy,
fairytale,
kinder,
kinder birthday party,
kinder cake,
mira,
miracle,
organizasyon,
party,
pasta,
peri
16 Ekim 2014 Perşembe
Kartepe'de ATV turu
Sonbahar'da, İstanbul'a 1-1,5 saat uzaklıkta, haftasonu kaçamağı için en güzel lokasyonlardan biri Kartepe. Her ne kadar bölgenin en kapsamlı tesisi biraz eskimiş olsa da doğası ve İstanbul'a yakınlığı itibarıyla alternatiflerinin yanında bir adım öne çıkıyor.
Biz geçtiğimiz Kurban bayramı tatilini ailecek Kartepe'de geçirdik. 3 günlük kısa tatilimizde şansımıza (!) sadece sabah-öğlenler arası kısa zaman diliminde hava güneşliydi. Geriye kalan tüm zamanlarda sisten nerdeyse göz gözü görmüyordu. O bölgede hava durumunun yağışlı gösterdiği günlerde Kartepe genellikle sisli oluyormuş. Bu bizim Kartepe'ye üçüncü gidişimiz ve her gidişimde hava sisliydi. Bir kaç yıl önce Maşukiye'ye gittiğimizde (2 yer birbirine çok yakın, hatta Kartepe'ye ulaşabilmek için Maşukiye'nin içinden geçiliyor.) hadi bir Kartepe'ye de çıkalım dedik. Sisten oteli bile göremeden gerisin geri döndük.
Havanın güneşli olduğu dar zamanda otelin etrafında yürüyüş yapmak, kızımıza ceylanları, kuzuları, keçileri göstermek çok keyifliydi. Her gidişimde yapmak istediğim ama türlü aksaklıklar yüzünden bir türlü fırsat bulamadığımsa Atv turuydu. Tatilimizin son gününde, sabah yine hafif sis olmasına rağmen gözümüzü kararttık ve Atv turuna katılmaya karar verdik.
Öncelikle belirtmeliyim ki geçtiğimiz senelerde Kartepe'de Atv turu olayı çok daha pahalıydı (şimdiye göre nerdeyse 2 katı). Ayrıca araçların sayısı kısıtlıydı. Ya işletmecileri değişmiş ya da bu işi kapsamlandırmanın karlı olacağı kanaatine varmışlar bilemiyorum; şu anda nerdeyse 30-40 adet araçları var. Biz 3 kişiydik. Grubumuzdan bir kişi kendi araç kullanmak istemediğinden bir adet UTV bir adet ATV kiraladık. Her ikisi de arazi aracı. Utv için biraz daha sosyetik diyebiliriz. 2 kişilik golf arabası gibi sadece arazide kullanmak için tasarlanmış. Kullanımının kolay olması ve sürücü kullanırken yanında oturan kişinin fotoğrafları çekebiliyor olması avantajları. Mantık ayaktan gaz - frenden ibaret. Sadece direksiyonu çevirmek yeterli oluyor. Atv'de ise işler biraz daha karışık. Fren de gaz da elden kontrollü. Gazı az da çok da vermemek gerekiyor. Ayarını tutturamayınca motor duruyor ve düz vites arabalar gibi debriyaja basıp tekrar çalıştırmak gerekiyor. Yarım saatlik gezimizin yarısına kadar Utv'yi yarısına kadar da Atv'yi kullanmış biri olarak söyleyebilirim ki Atv kullanmak daha zor ama açık ara çok daha zevkli.
Rehberimiz önderliğinde tek sıra halinde yarım saatlik bir gezinti yaptık. Bizim haricimizde ekibimizde 2 çocuklu bir aile vardı. Anne tek başına Atv'yi kullanırken baba ve 2 kızı Utv'deydiler. Yani Utv tercih edilirse çocuğu 6-7 yaşından büyük olanlar için ailecek yapılabilecek bir aktivite bile diyebiliriz.
Benim naçizane önerim yarım saatin böyle bir tur için çok kısa olduğu. Keyfini çıkarabilmek adına en azından 1 saatlik bir tur olmalı. İkinci önerim ise mümkünse tanıdığınız kişilerle ya da en azından kendi tarzınıza uygun kişilerle tura katılmanız. Zira tek sıra halinde gezildiği için öndeki yavaş gider ya da kullanmayı beceremezse biraz daha gaz verebilsek ne eğlenceli olurdu duygusu içinizde kalıyor :).
Öncelikle Kartepe:
Fotoğrafı tekrar görünce yine gidesim geldi :)
Turumuzun başlangıcı. Atv'yi kullanmayı öğrenebilmek açısından asfalt yol iyi oluyor tabi...
Tura başlamadan ben :) Kask falan yokken insan biraz daha fotojenik gözüküyor :)
Şu ara ilk hedefim ilk fırsatta Ömerli'de Atv turu yapmak. Ömerli daha çamurluymuş ama ikinci seferde kesin daha zevkli olacaktır.
Kaydol:
Yorumlar (Atom)